• +905326980438
  • koklutolga@hotmail.com

TASARRUFUN İPTALİ (İPTAL) DAVASI

TASARRUFUN İPTALİ (İPTAL) DAVASI

Haciz yolu ile takipte hacizden, iflâs yolu ile takipte ise iflâsın açılmasın- dan önce, borçlunun, mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisinde bir sınırlama bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak bazen borçlular, alacaklılarından mal kaçırmak için veya bu niyet olmasa bile şüpheli birtakım işlemlerle tasarruflarda bulunurlar.

Örneğin, borçlunun üçüncü kişilere bağışlamalarda bulunması veya eşine ya da çocuklarına satışlar yapması gibi. Borçluların bu gibi tasarrufları geçerlidir. Ancak, borçlunun başka mallarından alacaklıların alacakları karşılanamıyorsa; bir başka ifadeyle, alacaklılar bu tasarruflardan zarar görmüşler ise, onları korumak amacıyla kanun koyucu tarafından tasarrufun iptali davası yolu düzenlenmiştir.

İptal davasıyla, borçlunun üçüncü kişiyle yapmış olduğu ve alacaklısına zarar veren, kanun tarafından da uygun bulunmayan birtakım işlemler, alacaklı bakımından iptal edilir. Ancak, söz konusu işlemler tamamen geçersiz de kılınmamaktadır. Yani, iptal davasını kazanan alacaklı, dava sonunda, davaya konu olan malı borçlunun malıymış gibi haczettirip sattırır ve satış bedelinden alacağını alır. Satıştan artan para olur ise, işlem tamamen geçersiz sayılmadığından, bu para borçluya değil; üçüncü kişiye verilir.

İptal davası, genel mahkemelerde açılan bir eda davası niteliğindedir. İptal davası, temelinde alacak hakkı olması nedeniyle, aynî değil; şahsî bir davadır. İptal davası ile maddi hukuka ilişkin yeni bir sonuç doğmamakta, sadece üçüncü kişiye takibe katlanma yükümlülüğü yüklenmektedir.

 İptal davasına konu olan işlemler, maddi hukuk bakımından geçerli olan ve alacaklıları zarara sokan işlemlerdir. Bir başka anlatımla, maddi hukuk bakımından geçersiz (hükümsüz) olan işlemler hakkında, iptal davası açılmasına gerek yoktur. Yine, borçlunun borçlandırıcı işlemlerine karşı, iptal davası açılamayacağı kabul edilmektedir. İptal davasına konu olan tasarruflar, borçluyla üçüncü kişi arasında geçerliliğini korur. Bu nedenle, malın borçlunun olduğu ve halen onun mülkiyetinde bulunduğu şeklindeki iddialar, iptal davasının değil; istihkak davasının konusunu oluşturur.

İptale tâbi tasarruflar, Kanunda şu şekilde sınıflandırılmıştır:

Hacizden, haczedilecek mal bulunamaması sebebiyle acizden veya iflâsın açılmasından önceki (geriye doğru) iki yıl içinde yapılan (m 278/2) bağışlamalar ve ivazsız (karşılıksız) tasarruflar, mutad (alışılmış) hediyeler hariç olmak üzere, iptale tâbidir (m. 278/4) İptal davasına konu edilebilmeleri için bağışlamaların ve ivazsız tasarrufların, haczedilecek mal bulunamaması hâlinde haciz tutanağının düzenlenme (tanzim) tarihinden veya iflâsın açılmasından geriye doğru, hacze veya aciz belgesi verilmesine sebep olan ya da iflâs masasına kabul edilen alacaklardan en eskisinin doğum tarihine kadar geçmiş olan dönem içinde yapılmış olması gerekir. Burada kanun koyucu, bağışlama işlemlerini iptale tâbi tuttuğu gibi, gerçekte ivazlı olsa dahi, düzenlenen bazı tasarrufları da kanunî varsayım olarak bağışlama saymıştır (İİK m. 278/3). Bu tasarruflar şunlardır:

  • Eşler (karı ve koca), alt soy ve üst soy (usûl ve füru), üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve kayın hısımlar, evlat edinen ile evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar.
  • Borçlunun ivaz olarak gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyat kabul ettiği sözleşmeler (akitler).
  •  Borçlunun kendisi veya üçüncü bir kişi yararına kaydı hayat şartı ile irat ve intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.

Kanunda düzenlenen dört özel hâlin bulunması durumunda, hacizden, haczedilecek mal bulunamaması sebebiyle acizden veya iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde aciz hâlinde yapılmış olan tasarruflar da iptale tâbi kılınmıştır (m. 279/1). Burada, borçlunun tasarruf işlemini yaptığı üçüncü kişi, borçlunun mali durumunu (borca batıklık hâlini) bilmediğini, yaklaşık ispat ölçüsünde ispat ederse; yani üçüncü kişi iyiniyetli ise, iptal davası dinlenmez (m. 279/2). Bu tasarruflar şunlardır:

  • Borçlunun teminat göstermeyi önceden taahhüt etmiş olduğu hâller ayrık (müstesna) olmak üzere, borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler.
  • Para veya mutad (alışılmış) ödeme vasıtalarından farklı bir şe- kilde yapılan ödemeler (örneğin, para borcuna karşılık arabasının devri gibi). 4
  • Vadesi gelmemiş (müeccel) borç için yapılan ödemeler.
  •  Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler (örneğin, kira sözleşmesi, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi vb.).

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm tasarruflar, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar vermek kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptale tâbidir (m. 280/1, c. 1). Yapılan işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçluya karşı haciz veya iflâs yoluyla takip başlatılmalıdır (m. 280/1, C. 1). İşlemin diğer tarafı olan kişinin, borçlunun eşi (karı veya kocası), alt soy veya üst soyu (usûl veya füru), üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından biri, evlatlığı veya evlat edineni olduğu takdirde, borçlunun malî durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bildiği, aksi ispatlanabilen bir kanunî varsayım olarak kabul edilir (m. 280/3). Yine, borçlunun ticari işletmesinin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmini devir veya satın alan ya da bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden kişinin, borçlunun alacaklılarına zarar vermek (ızrar) kasdini bildiği ve borçlunun da bu hâllerde zarar vermek kastıyla hareket ettiği, aksi ispatlanabilen bir kanu- nî varsayım olarak kabul edilir (m. 280/4)

admin

One thought on “TASARRUFUN İPTALİ (İPTAL) DAVASI

NAİM GÖZMENYayın tarihi  1:36 pm - Kas 5, 2020

AVUKAT BEY GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ.

Mesajınızı bırakın